Pazar, Aralık 09, 2018

İmkansızın Şarkısı - Haruki Murakami

Aralık 09, 2018 12 Comments

İmkansızın Şarkısı ya da orijinal isimleriyle Norwegian Wood / Noruvei No Mori, Haruki Murakami'nin okuduğum ilk kitabıydı. Kitaba başladığım andan kitabı bitirene dek tarifi biraz zor hisler uyandırdı bende. Haruki Murakami'nin yazı dili o kadar naif ve duru ki hayran kaldım. Bana göre kitap çok akıcıydı ve hep acaba şimdi ne olacak merakı uyandırdı bende. Kitabın konusundan ziyade Murakami'nin anlatım dili bana kitabı sevdirdi. Basit ama edebi bir dil. Kitabın çevirisinden bile bu denli zevk aldıysam kim bilir kitabın orijinali nasıldır diye düşünmeden edemedim.

Kitap, kahramanımız Vatanabe'nin Beatles’ın “Norwegian Wood” adlı parçasını duyarak eski anıları hatırlamasıyla başlıyor. Anılar onu 20 yıl öncesine, üniversite yıllarına götürüyor. Yani kitap bizlere 1967 yıllarında Vatanabe ve arkadaşlarının yaşadıkları olayları anlatıyor. En yakın arkadaşının intihar edişi, geçen zamanın ardından onun kız arkadaşıyla yakınlaşması, araya giren zorunlu ayrılık ve yeni bir kız arkadaş... Vatanabe müziğe ve edebiyata meraklı bir genç. Biraz da kafası karışık, ne istediğini bilmeyen, depresif bir delikanlı. Kitaba gerçek anlamını veren şey insanlar arasındaki ilişkilerin tasvirinin başarısı bence. Yazar gayet sade bir dil kullanmış fakat çok güzel tasvirler yapmış, doğa tasviri, duyguların tasviri ya da insan ilişkilerinin tasviri...  Kitapta hepimize dokunabilecek yerler de var ve bu yüzden hepimizin anlatılan hikayeyle özdeşleşebileceği bir kitap.

Kitapta saf aşkı arayanların kafa karışıklığı, okuyucuya çok iyi aktarılmış. Kimi karakter bunu çok yoğun yaşarken, kimi hiçliğin sınırlarında yaşıyor. Aşk kadar ölüm de önemli bir konu kitapta ama genel kullanılan anlamından farklı bir biçimde kullanılmış. Kitapta geçen “Ölüm yaşamın karşıtı olarak değil, parçası olarak vardır.” cümlesindeki gibi, ölüm hayatı kesintiye uğratan bir öğe olarak değil; hayatın bir parçası olarak tasvir edilmiş. Ölümler de çoğunlukla intihar şeklinde gerçekleşiyor.

Ben kitabı çok sevdim. Okumak isteyenlere, merak edenlere kesinlikle tavsiye ediyorum. Dediğim gibi Haruki Murakami'nin okuduğum ilk kitabıydı ve kesinlikle son kitabı olmayacak. Sırada hangi kitabını okusam diye düşünüyorum. Tavsiyesi olanlar yorum kısmına bırakırlarsa sevinirim. Kitabı okuyanların kitap ile ilgili düşüncelerini de merakla bekliyorum. :)

Kitabın bir de filmi çekilmiş. Tabii ki kitap biter bitmez filmi izledim. Ama her kitap uyarlaması filmde yaşadığımız o hayal kırıklığını bu filmde de yaşadım. Yine de merak edenler izleyebilirler. :)



Perşembe, Aralık 06, 2018

Dokuz, tatil ve yağmur.

Aralık 06, 2018 10 Comments

Bugün ilk defa işten akşam dokuzda çıktım. O saatte insanın kafası bir güzel olmuyor değil. Bu yoğun günün ardından migrenimin tutması ise en büyük korkumdu. Neyse ki korktuğum başıma gelmedi. Bu kadar geç çıkıp eve gelince de bütün yapılacaklar zaman kaymasına uğruyor. Her gece olmazsa olmazım çayımı bile saat on ikide içebildim. Çay tiryakisi olduğum doğrudur. Hafif bergamot aromalı olanı favorim. İşin kötüsü ise yarın da aynı saatte çıkacak olmam. Bunun nedeni ise geçen hafta yapmış olduğumuz bir haftalık tatil. Çalıştığım okul dört dönem olarak planlanmış. İlk dönemi bitirip tatilimizi yaptık bile. Tabii ki, özellikle özel okullarda tatillerin olmazsa olmazı "çalıştay"ı, tatil günleri içinde yapmak istemediğimiz için hafta içi akşama yapmak zorunda kaldık. Yine de tatil günlerimizi feda etmekten iyidir.

Tatilden dönünce tekrar adapte olmak biraz zor olmadı dersem yalan olur. O zaman tatiller iyi mi yoksa kötü mü geliyor bizlere? Uykuyu bu kadar sevmesem belki de fark etmezdi.

Bugün tesadüfen kişisel twitter hesabımın da dokuzuncu yıl dönümüymüş. Bugün dokuzlar üzerime üzerime geldi yani.

Yağmur bugün hiç durmadı. Ben tatildeyken de bir an bile durmamıştı. Tabii yağmura aldırış etmeden gezdim dolaştım. Yağmurdan ıslanma pahasına. Bazılarına romantik gelir yağmurda yürümek. Bana pek gelmiyor sanırım. Yağmurlu günleri bazen seviyorum bazen de sevmiyorum. Ama genelde sevmiyorum galiba. Yine de cuma günü yağmur yağmalı. Çünkü lütfen yağsın.

Yapmam gereken bir sürü şey birikti ve ben hepsine birden yetişmeye zorlanıyorum. Bazı dönemler bu şekilde oluyor maalesef. Yazmak istediğim bir sürü yazı ve yazmam gereken mektuplar var. Öğrencilerime kitap ayracı hazırlamak istiyorum mesela. Yılbaşı ağacını süsleyeceğim bir de tabii. Hoşuma gidiyor rengarenk ışıkları. Yapmam gereken ev işlerini saymıyorum bile. Umarım işin içinden çıkabilirim. :)

Salı, Aralık 04, 2018

Kartpostallarım Bir Harika!

Aralık 04, 2018 19 Comments

Beklediğim kartpostallarım da geçen yazımdaki mektuplarımla beraber gelmişti. Hatta beklemediğim kartpostallarım bile geldi! O nasıl oluyor derseniz, postcrossing.com sitesinden gelen sürpriz kartpostallardan bahsediyorum tabii ki de. Bilmeyenler için aşağıda kısaca anlatayım. Ben mektup arkadaşlarımı ya da kartpostal takası yapacağım arkadaşlarımı instagram'dan doğrudan iletişime geçerek buldum hep. Bu ilk fotoğraftakiler karşılıklı takas yaptığım postcrosser’lardan gelenler. Özellikle Almanya’dan gelen flamingolu kartpostala bayıldım. Gönderen kişi grafik tasarım okuduğu için kartı çizimleriyle  harika bir şekilde süslemiş.

Almanya, Güney Kore ve Rusya’dan gelenler :)

Postcrossing.com'da işler başka türlü yürüyor. Hani okuldayken sınıfta yılbaşı çekilişi yapardık da sen birine çıkardın, sana da bambaşka biri çıkardı. Bu sitede de kartpostal gönder butonuna tıklayınca rastgele bir adres çıkıyor ve kartpostalını gönderiyorsun. Senin adresin de dünyanın bambaşka bir yerindeki bambaşka birine çıkıyor. Ve senin haberin olmuyor. Böyle olunca da sana gelen kartposallar sürpriz oluyor. İşte bu fotoğraftaki kartpostallar hiç beklemediğim bir anda geldiler ve çok güzel bir sürpriz oldular.

Postcrossing.com’dan gelenler :) Kanada, Texas ve iki adet Rusya

Bir de postcrossing sitesinde Çin'den biri, benimle doğrudan kartpostal takası yapmak istemişti. Bir zarf içinde beş tane kartpostal göndermiş. Ben de kendisine bunun karşılığında beş adet kartpostal yollayacağım bakalım :)

Çin’den gelenler :)

Perşembe, Kasım 29, 2018

Mektuplarım Geldi!

Kasım 29, 2018 27 Comments

Geçtiğimiz haftasonu mektuplarıma kavuşmuş olmanın mutluluğu içindeyim hala. Mektuplarımın yanında kartpostallarım da geldi fakat kartpostallarımı ayrı bir başlık altında toplayacağım.

Bu sefer listem baya kalabalık, hem mektup hem kartpostal olmak üzere on dört ayrı kişiden gönderi geldi tek bir seferde. Müthiş bir duyguydu! İçinde iki ay kadar önce gönderilip de daha ancak bana ulaşanlar da var iki hafta önce gönderilip gelen de var. Bu postacılar neye göre dağıtım yapıyorlar, mektuplar ya da kartpostallar bir yerlerde bekletiliyorlar mı, birikince mi dağıtıma çıkıyorlar hala çözemedim. Bilen biri varsa beni yorumlarda aydınlatsın. Şimdi mektuplara geçelim :)

Sevgili Tuğçe ile mektup arkadaşlığımız çok yeni. Blog sayesinde tanışıp aynı zamanda mektuplaşmaya da başladık. Bu vesilelerle çok güzel bir dost kazandığımı düşünüyorum ve bundan çok mutluyum :) Sevgili Tuğçe'nin gönderdiği mektubu o kadar sevdim ki, içindeki her bir ayrıntı beni çok mutlu etti. Karşılıklı birbirini mutlu etmek paha biçilemez bir duygu! Tekrar çok teşekkür ediyorum Tuğçeciğim :)


Öneri Makinesi'nin instagram'da yapmış olduğu vintage zarf çekilişini kazanan ben olmuştum. Ve zarf bana ulaştı. Buradan da tekrar teşekkür ediyorum. :)


Kaliforniya'dan Stephanie'nin gönderdiği mektup! :)


Bu mektubu da Kanada'dan Megs gönderdi! :)


Bu mektubu da Rina Almanya'dan gönderdi :)


Ve bu işe ilk başlarken en çok istediğim bir Japon mektup arkadaşına sahip olmaktı. Sevgili Ayaka ile tanıştık ve mektup arkadaşı olduk. Onun gönderdiği mektup da şöyle :)

Çarşamba, Kasım 28, 2018

Migren ile Başa Çıkmanın Yolları

Kasım 28, 2018 24 Comments

Migren mağduru bir birey olarak, belki benim gibi başka migren hastaları da varsa -ki umarım yoktur- bu konuda karşılıklı fikir alışverişi yaparak ufacık da olsa birbirimize faydamızın dokunabileceğini düşünerek böyle bir yazı yazmaya karar verdim. Migren ataklarım olduğunda neler yapıyorum? Migrenin tetikleyicileri neler? Kendimce birkaç öneride bulunacağım. Bu tip konularda en ufak bir fikir bile bazen hayat kurtarıcı olabiliyor. Bu yüzden bu konudaki paylaşımlarımız çok önemli.

İnsanın hayatında en önemli şey sağlık, ki bunu hasta olduğumuz zaman en iyi şekilde anlıyoruz maalesef. Keşke sağlıklıyken de değerini bilip kendimizi korusak, kendimize iyi bakabilsek. Bakanlar var tabii ki mutlaka, onlara ne mutlu. Çok da imrenirim öyle insanlara. Ben pek dikkat etmeyenlerdenim sanırım ve son yıllarda seyrekleşse de yine de yakalanıyorum bu migrene.

Migren günlük yaşamı tamamen etkileyen bir hastalık maalesef. İşe ya da okula gitmek kesinlikle mümkün olmuyor. Ses ve ışık ya da bazı kokular son derece rahatsız ediyor. Karanlık ve sessiz bir ortamda ağrı kesici alarak çaresizce beklemek elde gelen tek şey oluyor. Hele ki baş ağrısı eşliğinde mide bulantısı da yaşıyorsanız şiddetli bir migren krizinin tam ortasındasınız demektir. Ve genelde istifra ile sonuçlanıp sonra erer bu ağrılar.

Migren, özellikle hassas, alıngan, dış olaylardan fazla etkilenen, yaptığı işi en iyi şekilde yapmak isteyen mükemmeliyetçi kişilerde ve özellikle kadınlarda daha çok görülüyor. Bazı hastalıklar kaçınılmaz oluyor sanırım. İster istemez her şeyin detayını düşünen, ayrıntılarına inen, ince eleyip sık dokuyan biri olarak bu hastalığa sahip olmam pek de şaşırtıcı değil sanırım. Migrenin en önemli tetikleyicilerinden biri de stres. Ama hangimizin stressiz bir günü geçiyor ki? Stres dışında en azından benim için en önemli iki büyük etken uyku ve açlık. Uyku düzenim bozulduğunda -ki düzenli olduğu zaman yok gibi- migren kaçınılmaz oluyor tabii ki. İşte bunu bilsem de uyku düzenimi bir türlü tutturamıyorum. Diğer bir etken olan açlık da çok önemli. Aç kaldığım zamanlarda da baş ağrım tutabiliyor ve neyse ki yemek yemeyi seven biri olarak bu konuda özen gösterebiliyorum. Bazı kişilerde bazı yiyecekler de tetikleyici olabiliyormuş, çikolata gibi mesela. Bunu duyduğumda çok şaşırmıştım. Ben böyle şeylerin takibini yapamıyorum. Şunu yediğimde şu hastalığım oluyor gibi... Bu yüzden özellikle bir şey yediğim zaman migrenimi tetikliyor mu bilemiyorum. Kişiden kişiye değişen tetikleyici yiyecek ya da içecekleri kişinin kendi takip etmesi gerekiyor. Vücudu susuz bırakmamak da çok önemli. Susuz kalmak da baş ağrısına neden olabiliyor. Zaten sağlıklı bir insanın günde ortalama 2.5 - 3 litre su içmesi gerekiyor. Lodoslu havaların da migreni tetikleyebileceğini duydum. Lodos rüzgarlarının getirdiği rutubetli hava; halsizlik, bitkinlik ve vücuttaki elektrolitik dengeyi bozduğu için migren atalarını tetikleyebiliyormuş. Buna hiç dikkat etmedim, bundan sonra dikkat edeceğim bakalım.

Maalesef işte bu tetikleyicilere bir şekilde karşı koyamayıp migrene yakalanıyorum. Peki ben migren ile nasıl başa çıkıyorum?  Genelde bu konudaki en iyi dostum -ilaç reklamı gibi olmasın ama- majezik! Majeziksiz dışarı çıktığım zaman kendimi çok savunmasız hissediyorum. Tabii ki migren için ayrı ağrı kesici ilaçlar da var. Hepsini denemedim. Denediklerim arasında Relpax var. Kimileri yarım saatte bıçak gibi kestiğini söylüyor ama benim ağrı başladıktan sonra içtiğimden ya da belki de çok şiddetli bir kriz geçirmeyeceğimden öyle bir şok etkisiyle karşılaşmadım. İlacı ağrı başlamadan önce içmek çok önemli. Ağrı başlamadan nasıl bileceğiz derseniz hafif sinyalini aldığınız an içmek gerekiyor. Yoksa ağrı başlayıp şiddetlendikten sonra ilaç içince pek fayda etmiyor. Böyle olunca da ya o ağrıyı sonuna kadar çekiyorsunuz ya da kendinizi acilde iğne veya serum yerken buluyorsunuz. 

Ben genelde ağrı başladığı zamanlar ağrı kesicimi içip her aktarda bulabileceğiniz çin yağından sürüyorum. Bu çin yağı nane yağı olarak da biliniyor. Zaten nane kokuyor sürdüğünüz zaman ve etraftakiler meraklı gözlerle bu nane kokusunun nereden geldiğine bakıyorlar. Bu çin yağını vicks'e benzetebiliriz. Çocukken düştüğümüzde, çarptığımızda annelerimiz hemen vurduğumuz yer şişmesin diye vicks sürerdi. Keskin bir kokusu olurdu ve sürülen bölge yanardı. Aynı şey çin yağı için de geçerli. O yanma hissiyle ağrı hissini daha az hissediyorsunuz, yani beyin o an ağrıyı arka plana atıyor. Bir çeşit aldatmaca. Migren bantları da bu konuda aynı görevi görüyor. Eski usul başınızı sıkmak da bazen işe yarayabilir.

Araştırmalarım sonucu botoksun migreni geçirdiği bilgisine ulaştım. Ne kadar doğru, nerelerde yapılıyor pek bilgim yok. Birkaç kişiden de hacamatın migrene kesin çözüm olduğunu duydum. Bunu yapan özel yerler varmış. Ne kadar doğru bunu da bilmiyorum. Gören duyan ya da migren ile başka neler yaparak başa çıkabiliriz önerileri olan varsa yorumlarınızı bekliyorum. Benim gibi bu hastalığı çeken başkaları da varsa eğer belki ufacık da olsa faydamız dokunur birbirimize. Sağlıklı günler diliyorum. :)

Cumartesi, Kasım 24, 2018

24 Kasım Öğretmenler Günümüz Kutlu Olsun!

Kasım 24, 2018 12 Comments

Bu güzel ve önemli günde söylenecek şey çok. Ama bazı anlarda da kelimeler kifayetsiz kalıyor. Öğrencilerim beni çok mutlu ettiler. Getirdikleri çiçekler ya da hediyelerden ziyade onların gelip sevgiyle sarılmaları en büyük hediye aslında. Demek ki onların minik yüreklerine dokunabilmişim diyor insan... Bugün için her biri benim için mektup yazmışlar. :') Öğretmen olmak çok güzel, iyi ki öğretmen olmuşum. :)


BÜTÜN ÖĞRETMENLERİN ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN 💐

Cuma, Kasım 16, 2018

Gerçek Arkadaşın Kim - Mim

Kasım 16, 2018 26 Comments


Girift blogunun sahibi FatmaNur, mim gibi bir şey başlatmış. Sevgili Yıldız da beni mimlemiş :) Bake Quiz sitesinde bazı sorular var ve ben bu soruları kendimce cevaplıyorum, sizler de aynı soruları cevaplıyorsunuz. Böylece cevaplarımız yüzde kaç örtüşecek görüyoruz :) Ben Yıldız'ın testini çözdüm ve %80 çıktı. Bence çok eğlenceli, herkes yapsın bu testi ve biraz eğlenelim :)

Testi buradan çözebilirsiniz. Merakla bekliyorum :)

Perşembe, Kasım 15, 2018

Dünün Hikayesi - Mim

Kasım 15, 2018 10 Comments
Sevgili Deeptone ve Sevgili Yıldız dünün hikayesini yazmışlar ve beni de mimlemişler. Bu mimde dün yaşadıklarımızı hikayeleştirerek yazmamız gerekiyor. Elimden geldiğince yazmaya çalıştım. Ben de eğer yapmamışlarsa Birpembesever, Albatros ve İmzaHayalperest’i mimliyorum. Ve hikayeme geçiyorum.

Her sabah olduğu gibi o gün de Sakura, yine erkenden kalkıp hazırlanarak okuluna gitmişti. Haftanın dört gününde de olduğu gibi ilk ders onundu ve aynı zamanda da nöbetçiydi. Nöbetçi olmayı hiç sevmezdi. Hele ki böyle hasta olduğu zamanlar nöbet tutmaktan hiç hoşlanmazdı. Ama mecburdu. Neyse ki çok fazla dersi yoktu, böylece boş derslerde dinlenebiliyordu. Eğer bir etkinlik hazırlamayacak ya da sınıf defteri doldurmayacaksa, öğretmenler odasında otururken ortam sessizse kitap okumayı çok severdi. Ama eğer öğretmenler odasında hafif bile bir gürültü olsa dikkati dağılır okuyamazdı. Böyle de bir özelliği vardı işte. Kitap okurken ortam sessiz ve hareketsiz olmalıydı.

Birkaç haftadır 29 Ekim ve 10 Kasım törenleri için yapılan provalar ve yazılılar derken doğru dürüst ders işleyememişti, artık dolu dolu dersin tam zamanıydı. Bazı öğrencileri biraz haylazlık yapsa da günü başarıyla bitirip sonunda evine dönebilmişti.


Eve döndüğünde vücudunda bir kırgınlık hissettiği için biraz uzandı, dinlemeye çalıştı. Sakura o gün biraz da uykusuzdu. Belki de hastalığını uykusuzluğu tetiklemişti kim bilir. Eşi gelene kadar biraz uykuya daldı. Uyandığındaysa eşi gelmiş ve ona yemek hazırlamıştı bile. Birlikte güzelce yemeklerini yediler. Ardından her akşamın olmazsa olmazı hafif bergamot aromalı çayları eşliğinde dizilerini izlediler. Bugün de böylece sona erdi. :)

Salı, Kasım 13, 2018

Güzel Şeyler Oluyor

Kasım 13, 2018 14 Comments

Herkese merhaba! Yoğunluk nedeniyle ancak yazabiliyorum. Belki bazılarınız biliyordur, sevgili G.Srı kendi blogu Kaktüsün Kaleminden’de bir çekiliş yapmıştı. Ve o çekilişin şanslı kazananı ben olmuştum. Ne yalan söyleyeyim, hayatımda ilk defa katıldığım bir çekilişte kazanan ben oldum. O yüzden de pek bir sevindim. Sevgili G.Srı çekilişi kazanan kişiye kitap hediye edecekti ve çekiliş sonuçlandıktan sonra bana iki adet kitap gönderdi. Hem de yanında bir mektup ile :) Ben buradan da bir kez daha kendisine teşekkür ediyorum. Ve bu vesileyle mektup arkadaşı da olmaya karar verdik. Böylece ilk mektubu yazıp gönderdim. Umarım en kısa zamanda eline ulaşır. :)

Mektuplarım Gidiyor

Kasım 13, 2018 8 Comments
Evet bu sefer mektup gönderme sırası bendeydi ve itina ile hazırladığım mektuplarımı sonunda geçen hafta gönderdim. Sırada bekleyen mektupları gönderdiğim zaman kendimi hafiflemiş hissediyorum doğrusu.

Florida’ya gönderdiğim mektubum.

İngiltere’ye gönderdiğim mektubum.

Sevgili Tuğçe’ye gönderdiğim mektubum. Ve ona ulaştı bile! :)

Ve Konya’dan bir arkadaşıma gönderdiğim mektubum.

Cuma, Kasım 09, 2018

37. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı

Kasım 09, 2018 12 Comments

37. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 10 Kasım'da kapılarını TÜYAP‘ta açıyor. 

TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi, Büyükçekmece'de bulunuyor. Avrupa yakasındakiler belki biraz daha şanslı fakat benim gibi Anadolu yakasında ikamet edenler için ulaşım sıkıntısı yaşamak kaçınılmaz. Ama yine de bütün zorlukları aşıp geçen yılki fuara gitmiştim. Bir Leyla ile Mecnun ve Burak Aksak hayranı olarak, Burak Aksak’ın yeni yayınevi Küsurat Yayınları’nın standına koşa koşa vardım. Burak Aksak da zaman zaman standa geliyordu fakat benim, gidince onu görebilme ihtimalimin pek olmadığını düşünüyordum. Ama ne şanslıyım ki oradaydı :) Tabii ki hemen bir kitap satın alarak ona imzalattım ve bir de fotoğraf çekildim. Çok mutlu olmuştum. Sizlerin de böyle anıları var mı, varsa yorumlarınızı bekliyorum. :)

Bu sene fuarın ana teması “Hayatı Edebiyatla Kuşatmak". Fuar açılışında Mustafa Kemal Atatürk de "Atatürk’ü Anma Günü ve Atatürk Haftası" kapsamında anılacak. Fuarda, seçme metin ve fotoğraflardan oluşan "Arkadaşım Selim" sergisinin yanı sıra, yakın zamanda hayatını kaybeden duayen foto muhabiri Ara Güler sergisi de "37. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı" boyunca açık kalacak. ARTİST 2018 / 28. İstanbul Sanat Fuarı ile eş zamanlı gerçekleştirilecek 37. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı18 Kasım'da sona erecek.

TARİH: 10 - 18 Kasım 2018
ZİYARET SAATLERİ:
Hafta sonu : 10.00-20.00
Hafta içi : 10.00-19.00
(18 Kasım : 10.00-19.00)

Çok güzel geçeceğe benziyor; kitaplar, sergiler, etkinlikler...  Ben gitmeyi çok isterim. Umarım bir fırsatını bulup gidebilirim. :)))

Çarşamba, Kasım 07, 2018

Blog Takip Etkinliği - Hadi Takipleşelim!

Kasım 07, 2018 51 Comments

Herkese merhaba! Yepyeni bir blog takip etkinliğini paylaşmak istiyorum. Blogcular olarak birbirimizi takip etmek, daha çok okumak, yeni bloglar tanımak için harika bir fırsat! İsteyen herkes bu etkinliğe katılabilir. Yapmamız gerekenler ise çok basit;
  • İlk olarak listedeki blogları sırayla ziyaret ederek izle butonundan takibe almak ve kendi blog adresinizi de ekleyerek kısa bir yorum bırakmak. Bu yorum ile blog keşif etkinliğine katılmış olacaksınız.
  • Sonrasında bu yazı gibi bir yazıyı blog sayfanızda paylaşmak (yazının altına buradaki blog linklerini ve sonrasında da kendi blogunuzun linkini de ilave ederek blogunuzda paylaştığınızda bizler de sizin blogunuza ziyarete geleceğiz). Sonrasında sizleri ziyaret edenler de sizin blog yazılarınızı kendi bloglarında paylaştıkça blog takip zinciri büyümüş olacak ve harika bir keşif etkinliğine dahil olmuş olacaksınız.

Katılan Bloglar

http://kelebeketkisi39.blogspot.com
http://neselisusevim.blogspot.com
https://www.lerzankaradan.com
https://esratakim.blogspot.com.tr
http://yelizinkesifleri.com                                                                           
https://www.masalzehra.com
http://beautypery.blogspot.com
https://makyajliyorum.com
https://www.deryaninsporgunlugu.com
https://www.deryasoyguel.com
https://www.deriasworld.com                                                         
https://sakuramevsimi.blogspot.com
https://kadincada.blogspot.com/
https://gunesebakarken.blogspot.com/
https://birpembesever.blogspot.com/

https://albatrosungunlugu.blogspot.com/


Blog takip etkinliği süresizdir, her türlü blog, etkinliğe katılabilir. :)

Pazartesi, Ekim 29, 2018

Sorularım ve Ben - Mim

Ekim 29, 2018 18 Comments

incidennotlar bu hafta bir mim başlatmıştı. Ve herteldenşef de beni mimlemiş. Mim birkaç sorudan oluşuyor. Ben de kendimce cevaplamaya çalıştım. :)
  • Sihirli değnek elinizde... İlk olarak ne yapmak isterdin? 
Elimde bir sihirli değnek olsaydı dünyadaki bütün kötülükleri, adaletsizlikleri, yalan dolanı her şeyi yok etmek isterdim herhalde.
  • Hangi çizgi filmdeki karakter olmak istersin?
Küçükken en çok Bugs Bunny'i severdim. Herhalde o olmak isterdim. :)
  • Geçmişi değiştirme imkanın olsaydı neyi değiştirmek isterdin?
Geçmişi değiştirme imkanım olsaydı lise zamanlarıma gidip seçtiğim bölümü değiştirmek isterdim. Sayısal yerine yabancı dil mesela.
  • Tarihte hangi zamanda hangi olayın içinde olmak istersin?
Bu soru biraz zormuş. Aslında kimi zaman düşünürüm, insanlar hep geleceğe gitmek ister ya, benim eğer öyle bir imkanım olsaydı geçmişe gitmek isterdim, diye. Çünkü geçmişteki insanların nasıl yaşadığını çok merak ediyorum, özellikle de günlük hayatlarını. Öyle belli bir olay yok ama ben antik zamanlara gitmek isterdim.
  • Görünmez olmak mı yoksa insanların düşüncelerini okumak mı?
Bu soru da zormuş :) İkisini de sterim. Ama insanların düşüncelerini okuyarak belli bir yerden sonra delirme noktasına gelinebileceğinden ben görünmez olmak diyorum. :)
  • Bir ünlü ile tanışacaksın. Kim olmasını istersin?
Bir ünlü ile tanışacak olsam... Ben ikinci yeni şairleri ile tanışmak isterdim.
  • Eğer insan olmasaydın ne olmak isterdin?
Eğer insan olmasaydım ulu bir çınar olmak isterdim.

Cumartesi, Ekim 27, 2018

En Güzel Müzikler 5 - Biraz Nostalji :)

Ekim 27, 2018 28 Comments

Perşembe, Ekim 25, 2018

Mektup Arkadaşlığı :)

Ekim 25, 2018 24 Comments
Küçüklüğümden beri hep yurtdışından arkadaş edinip onunla mektuplaşmak istemişimdir fakat böyle bir fırsatım olmamıştır hiç. Taa ki burada tekrar blog yazmaya başlayana kadar. Baktım ki hemen hemen herkes bu işle uğraşıyor ve bu tam da benim yapmak istediğim şey. Ben de hemen işe koyuldum. En başta hiç bilgim yoktu diyebilirim. Nereden, nasıl mektup arkadaşı bulacağımı bilmiyordum. Hem de bir sürü bilmediğim kavram vardı; penpal, snailmail, postcrossing, stamp,
swap... Hepsi bana o kadar karışık geldi ki ilk başta... Bir de işin PTT kısmı vardı. Nasıl göndereceğim, pulların işlevi ne, kafamda bir sürü soru vardı. Teoride mektup nedir nasıl yazılır bilen ama pratikte hiç mektup göndermemiş biriydim sonuçta. Ama işin içine girince öğreniliyor tabii ki. Pek zor bir tarafı da yokmuş. Aksine oldukça eğlenceli, keyifli ve heyecanlı bir hobi. Ben kırtasiye ürünlerine bayılırım zaten, bir de böyle bir hobiyle uğraşmaya başlayınca ilgim iki kart arttı diyebilirim. Lügatıma washi tape (desenli bant) diye bir terim girdi ki her gördüğümü alasım geliyor. Bütün paramı bu işe yatıracağım gibi :)

Derken instagram'dan kendime bir profil açıp mektup arkadaşı bulmaya başladım. Ayriyeten postcrossing.com sitesine de üye oldum. Bu siteden de rastgele kişiler birbirine kartpostal gönderiyor.

İlk mektuplarım geldi! :)

Ve ilk mektuplarım dün elime ulaştı bir ay gibi bir sürenin sonunda. Ne tesadüf ki benim Hindistan'a gönderdiğim mektubum da aynı gün Hintli arkadaşımın eline ulaştı :)

Bu da benim Hindistan'a gönderdiğim mektup :)

Endonezya'dan, Amerika'dan ve Konya'dan geldi ilk mektuplarım. İspanya ve Tayvan'dan olmak üzere iki tane de kartpostalım geldi. Dediğim gibi uzun bir süredir bana ulaşmalarını bekliyordum. Dün işten eve geldiğimde de mektuplarımın ve kartpostallarımın geldiğini görünce mutluluktan havalara uçtum. Çok değişik ve güzel bir duyguymuş. Dünyanın hiç bilmediğin yerlerinden gelen ve hiç tanımadığın insanlardan senin adına yazılmış satırlar ile gönderdikleri küçük hediyeler... Benim için her biri çok anlamlı. Aynı şekilde kendi göndermiş olduğum mektup ve kartpostallarımın, sahibine ulaştığını görünce de o farklı ama güzel duyguları hissettim. Hele ki o kişinin de gönderdiklerimi beğenip mutlu olması beni daha da mutlu etti. Kesinlikle herkes bu duyguyu bir kere de olsa tatmalı. :)

Endonezya'dan gelen mektubum ve
Endonezya'nın geleneksel kukla gösterisini
simgeleyen kitap ayracı ile magnet :)

Amerika, Maryland'ten gelen mektubum :)

Konya'dan gelen mektubum :)

Cumartesi, Ekim 20, 2018

Kadıköy: En Sevdiğim!

Ekim 20, 2018 14 Comments
İstanbul'da yaşamaya başladığımdan beri elimden geldiğince görülecek yerleri gezmeye çalışıyorum. Ama İstanbul gez gez bitmez, orası ayrı. :) İstanbul'da en sevdiğim semt tabii ki Kadıköy oldu. Sizin İstanbul'da en sevdiğiniz semt neresi? Ben Kadıköy'ün, özellikle moda taraflarını bir başka seviyorum. Bende çok başka hisler uyandırıyor ve orada olmak beni mutlu ediyor. Bir işim olmasa bile sokaklarında avare avare dolaşmak yetiyor. Her aklımıza estiğinde gideriz ve yeni yeni yerler
keşfederiz.


Haydarpaşa Garı

Kadıköy'e vapurla geliyorsanız eğer, ilk gözünüze çarpan Haydarpaşa Garı olacaktır. Bu görkemli yapı inşa edildiği tarihten günümüze dek birçok kez zarar görmüş ve onarılmış fakat şuan kullanılmıyor.


Boğa Heykeli

Sanırım Kadıköy'ün en önemli ve en popüler alanı Boğa Heykeli ve Bahariye Caddesi'dir.
Kadıköy’ün sembolü olan Boğa Heykeli, heykeltıraş İzidor Bonhevr tarafından yapılmış. Paris’ten Almanya’ya götürülen heykel, I. Dünya Savaşı sırasında Enver Paşa’ya armağan edilerek İstanbul’a getirilmiş ve İstanbul’da da birçok yere götürüldükten sonra Kadıköy’deki şimdiki yerine konmuş.


Surp Takavor Ermeni Kilisesi

Kadıköy Çarşısı olarak da bilinen bu civarlarda bir çok alışveriş yeri bulunmakta. Antika dükkanları, sahaflar, kitabevleri, kiliseler, manavlar, balıkçılar, baharatçılar, çikolatacılar, pastaneler, restoran ve çeşit çeşit kafelere rastlamak da mümkün. Tiyatrolar, sinemalar, pasajlar... Akmar Pasajı da oldukça popüler.


Kadıköy Murallar

Kadıköy'ün bir çok sokağında bulunan murallardan bahsetmemek olmaz. Hepsi ayrı ayrı çok güzeller. (mural: duvar ressamlığı)


Bahariye Caddesi

Bahariye Caddesi, Kadıköy Çarşısı'nı Moda'ya bağlıyor diyebiliriz. Caddeden geçen tramvay da İstiklal Caddesi'ni andırmıyor değil. Caddenin en dikkat çekici yapısı olan Süreyya Operası da burada bulunuyor. Sanatçılar Sokağı da oldukça popüler ve sokağın sonunda Nazım Hikmet Kültür Merkezi bulunuyor. Yine Bahariye Caddesi'nde bulunan Moda Sahnesi'ni de unutmamak gerek. Severek gittiğim Haluk Bilginer'in tiyatrosu Oyun Atölyesi de Moda'da bulunuyor. Özellikle bu sezon Haluk Bilginer'in başrolde olduğu Kral Lear oyunu neredeyse kapalı gişe olarak başladı. Gidilecekler arasında çotan yerini aldı. Moda'da bulunan Barış Manço'nun Evi de görülmesi gereken yerlerden.


Oyun Atölyesi

Kadıköy'de gece hayatı da oldukça renkli ve hareketli. Barlar Sokağı'nda sıra sıra barlar mevcut.Zaten Kadıköy genelde hareketli ve enerjik bir yer. 


Moda Sahili

Moda sahili, Moda İskelesi, Moda Çay Bahçesi çok sevdiğim ve gitmekten keyif aldığım mekanlar. Kadıköy Moda'da kültür ve sanatı hissetmemek mümkün değil. Burayı bu kadar sevmemin asıl nedeni de bu aslında. Festivaller, etkinlikler, çeşitli sanat günleri eksik olmuyor. Benim en son gittiklerim arasında Kitap Fuarı, Sahaf Günleri, Plak Günleri, Likefest var örneğin. Rexx Sineması'nda film etkinlikleri gerçekleşiyor, filmekimi, İstanbul Film Festivali gibi. "Başka Sinema" bünyesindeki filmleri de Rexx'te izleyebiliyorsunuz. Benim çoğu şeyden genellikle internetten, özellikle de instagram'dan haberim oluyor. Eğer önceden haberim olursa burada da duyurmaya gayret edeceğim.


Rexx Sineması

Bu yazımda Kadıköy ve Moda'dan genel hatlarıyla bahsetmeye çalıştım. Bir sonraki Kadıköy yazımda daha çok gitmekten hoşlandığım mekanlardan, yemeklerini sevdiğim restoran ve kafelerden bahsedeceğim. :)


Salı, Ekim 16, 2018

En Güzel Müzikler 4

Ekim 16, 2018 12 Comments

Herkese merhaba! Yine bir süre iş güç yüzünden buraya pek uğrayamasam da işte tekrar buradayım :) Paylaştığım müzik listelerim belki çoğunluğa hitap etmeyebilir ama ben paylaşmaktan vazgeçmeyeceğim. Belki bir gün biri bir listemden, kendine hitap eden bir müzik yakalar ve bu da beni mutlu eder. Bu liste en sevdiklerimden biri oldu. Neredeyse her şarkının ayrı bir hikayesi var bende. Keyifli dinlemeler :)
  1. Camel - Lady Fantasy
  2. Carla Bruni - Quequ'un M'a Dit
  3. Foreigner - Cold As Ice
  4. Ibrahim Maalouf - True Sorry
  5. Iron & Wine - Boy With A Coin
  6. Leonard Cohen - Lover, Lover, Lover
  7. Louise Attaque -  Du Nord Au Sud
  8. Manuş Baba - Geceler Kara Tren
  9. Midlake - Core Of Nature
  10. No Doubt - Don't Speak
  11. Penny & The Quarters - You and Me
  12. Racha Rizk - Mreyte Ya Mreyte
  13. Ramin Djawadi - The Children
  14. Ray Lamontagne - Empty
  15. Sharon Van Etten - Serpents
  16. Static - No Clear Mind
  17. Steven Smith - The Organ
  18. Zülfü Livaneli - İstanbul'u Dinliyorum
  19. Balthazar - Any Suggestion
  20. Balthazar - The Oldest of Sisters
  21. Blind Melon - No Rain
  22. Buena Vista Social Club - Chan Chan
  23. Caro Emerald - Paris
  24. Counting Crows - Colorblind
  25. İnsan İnsan - Cem Adrian & Fazıl Say
Umarım beğenmişsinizdir. Hangisini en çok sevdiniz? Sizin sevdiğiniz müzikler neler? Yorumlarınızı bekliyorum! :)

Pazartesi, Ekim 01, 2018

Bazen İyi ki

Ekim 01, 2018 28 Comments

Lise ve üniversite zamanlarımda birçok kez blog açmıştım. Her seferinde de farklı sebeplerden kapattım. Nedense yazamadım bir türlü, kendimi tam olarak ait hissedemedim belki de. Sonra nedense üç ay kadar önce tekrar başlamaya karar verdim. İyi ki de başlamışım diyorum şimdilerde. Buradaki herkes sanki yıllardır tanışıyormuşuz hissi uyandırıyor bende. Burada olmak bana huzur veriyor. Tahmin ediyorum ki böyle hisseden de tek ben değilim. İyi niyet, samimiyet ve içtenlik olan yerde huzurun olması kaçınılmaz. Sizler sayesinde hiç yabancılık çekmedim ve burada olmaktan çok mutluyum. Teşekkür ederim. Özellikle en çok teşekkür sana deep :) Buraya gelip bir şeyleri paylaşmanın heyecanı hiç sönmez umarım. Bir yorum geldiğinde yaşadığım sevincin yeri ayrı olmuştur her zaman. Okunduğunu, değer verildiğini bilmek güzel. Aslında güzellik, birbirini hiç görmeyen insanların, burada böylesine sevgi dolu bir etkileşimde bulunabilmelerinde. Buraları ucu bucağı olmayan bir okyanusa benzetiyorum. Okumaktan zevk aldığım bir sürü blog var ve daha henüz bilmediklerim... Elimden geldiğince yeni bloglar keşfedip takibe almaya çalışıyorum. Fakat bazen benim yeni takipçim olan blog arkadaşlarımın bloglarını bulamıyorum. Eskiden blogger'da böyle bir özellik vardı diye hatırlıyorum, ismine tıklayınca blogunu da gösteriyordu sanki, ama şimdi bulmak biraz zor. Yöntemini bilen varsa söylesin :) Herkese sevgiler! 🌸

Çarşamba, Eylül 26, 2018

Çocuksu Hayaller

Eylül 26, 2018 24 Comments

En Büyük Hayalim Mim'imi kendi sınıfımda öğrencilerime uygulamaya karar verdim. Hepsine renkli kağıtlar dağıtarak, en büyük hayallerini yazmalarını istedim. Acaba neler çıkacak diye de meraklandım. Bizler yetişkin halimizle bile büyük hayallere sahipken, çocukların hayalleri kim bilir neler olur diye düşünürken pek de beklediğim bir sonuçla karşılaşamadım. Belki eski zamanların çocuklarının hayal dünyaları ve yaratıcılıkları daha gelişmişti. Şimdilerdeyse her çocuğun elinden düşmeyen telefon, tablet, bilgisayar, vs. yüzünden ve her şeye çok çabuk ulaşabilme imkanları olduğu için hayal kurmaya pek de vakitleri kalmıyor, çünkü zaten her şey ellerinin altında. Çoğunun hayali bir hoverboard sahibi olmak. Ya da youtube kanallarının takipçi sayılarının artması. Bu durum beni biraz hayal kırıklığına uğratmadı değil. Yine de içlerinden daha çocuksu hayalleri olanlar da yok değil. Bir çoğu futbolcu, kimisi de basketbolcu ya da voleybolcu olmayı hayal ediyor. Biri ise çok çalışkan olup birinci olmayı hayal ediyor. Bir diğeri de Satürn'e yerleşmenin hayallerini kuruyor. Başka bir öğrencimin hayali ise bir dükkan açıp kazandığı paraları ihtiyacı olanlara dağıtmak. Bir kız öğrencim ise hayranı olduğu bir grubun ülkesine, Güney Kore'ye gitmek istiyor. :) En çok güldüğüm ise bir tanesinin kedi olmak istemesiydi. :)