Aklımın iplerini saldım...

Perşembe, Şubat 14, 2019

Postcrossing'ten Gelenler

Şubat 14, 2019 7 Comments

Postcrossing rastgele kartpostal değiş tokuşu yapılan bir site, bununla ilgili bilgilendirici bir yazı yazmıştım okumak isteyenler buradan okuyabilirler. Aslında gelmesi gereken, yolunu gözlediğim 6 adet kartpostal daha var ama henüz gelmediler. Bunlar daha önce gelenler. Hiç bilmediğin bir yerden tanımadığın bir kişinin senin adına hazırlayıp süsleyerek yazdığı kartpostalın verdiği mutluluk gibisi yok. İşte birini karşılıksız mutlu etmek böyle bir şey olmalı :) Çünkü bu sitede kart gönderdiğin kişi sana geri kart göndermiyor, rastgele başka birine gönderiyor ve sen de sana gelen kartların sahiplerine geri kart göndermiyorsun. Butona tıklayıp dünyanın herhangi bir yerinden herhangi bir kişiye rastgele gönderiyorsun.

İşte bunlar da Finlandiya, Fransa, Almanya ve Endonezya'dan gelen sürpriz kartpostallar :)

Fransa
Finlandiya
Almanya
Almanya
Endonezya
Endonezya

Çarşamba, Şubat 13, 2019

Martini - Mim

Şubat 13, 2019 6 Comments
Sevgili Berfçe kendi blogunda bir mim başlatmış ve beni mimlemiş. Kendisine buradan da tekrar teşekkür ederek başlıyorum soruları cevaplamaya :)

Acı mı tatlı mı ekşi mi?
Tatlı ile ekşi arasında kalsam da tatlı diyorum :)

Çift sayılar mi tek sayılar mi?
Her zaman çift sayı takıntım vardır.

Bitter mi sütlü mü beyaz çikolata mı?
Sütlü çikolata!

En çok gitmek istediğiniz ülke neresi? 
Japonya ^^

Çocukken hayalinizdeki meslek neydi? 
Çocukken de öğretmen olmak istiyordum...

En güzel yaşım diyebileceğiniz yaş hangisi?
21. Keşke hep 21 yaşında kalsak.

En sevdiğiniz özlü söz nedir?
"Bir insanı unutabilirsin, bir insanın sana neler yaptığını da unutabilirsin, ama o insanın sana ne hissettirdiğini asla unutamazsın."- Sigmund Freud

Herkes ikinci şansı hak eder mi?
Kişisine göre değişir.

Size en yakın kitabın 17. sayfasının ilk cümlesini ne?
Dışarı çıkıyorsanız dikkat! çiçeklerle karşılaşmayın. (Yerçekimli Karanfil)

Ben de birpembesever, efsunvari, biryıldızınhikayesi yapmak isteyen herkesi mimliyorum :)

Salı, Şubat 12, 2019

Suluboyaya Başladım!

Şubat 12, 2019 22 Comments

Suluboya resim yapmayı ne zamandır istiyordum ama bir türlü fırsat bulamıyordum. Küçüklüğümden beri resim yapmayı çok severim. Resmim de her zaman iyiydi, yani çevremdekiler öyle derdi. Resim derslerinde neredeyse bütün sınıf bana resim çizdirirdi :D Ama daha sonra yaşım büyüdükçe dersler sınavlar derken uzaklaştım resimden. Okul bitti çalışma hayatı başladı bu sefer de tabii. Daha ancak kendime zaman yaratıp hobilerime vakit ayırabiliyorum. Resim yapmak hep içimde kalmıştı, bir şekilde bir yerden başlamalıydım ve suluboyadan başlamaya karar verdim. Açıkçası biraz da birpembesever'den heveslendim. O da çok güzel suluboya çalışmaları yapıyor. İşte bu da benim yıllar sonraki ilk resim çalışmam hatta ilk suluboya çalışmam diyebiliriz :)


İnsan bu hayat denilen kaosun içinde yaşarken kesinlikle kendini mutlu edecek şeylere zaman ayırmalı. Kendini, ruhunu dinleyip neye ihtiyacı varsa onu vermeli karşılığında. Herkesin en azından bir hobisi olmalı ve onunla uğraşmalı. Yoksa bu hayat çekilecek gibi değil :) Küçük dokunuşlarla bile olsa ne kadar güzelleştirebilirsek o kadar zevk alırız yaşamaktan... 

"Dünya aydınlık olsaydı, sanat olmazdı." – Albert Camus

Hepimizin karanlıkta bir aydınlığa ihtiyacı var :)

Pazar, Şubat 10, 2019

Hangisini Tercih Edersin - Mim

Şubat 10, 2019 14 Comments

Bu aralar epey bir popüler mim ile karşınızdayım. Sevgili birpembeseverefsunvari ve Almanyalı Gelin beni mimlemişler. Kendilerine buradan da çok teşekkür ediyorum. Yapmayan bir tek ben kalmıştım herhalde :D Bu tür mimleri çok seviyorum. Bir önceki kendi kendine mimi gibi bu mim de eğlenceli sorulardan oluşuyor. Ve böyle mimleri cevaplarken kendimi ortaokul/lise yıllarında arkadaşlarımın anket defterini doldururmuş gibi hissediyorum :D Yani oldukça eğlenceli sahiden de :))) O zaman hadi başlayalım!

1. Hangisini tercih edersin? Uçabilme yeteneğinin olmasını mı yoksa su altında nefes alabilmeyi mi? Neden?

Uçabilme yeteneğimin olmasını isterdim. Sudan biraz korkuyorum galiba...

2. Hangisini tercih edersin? Sonsuza dek etrafının kitaplarla çevrili olmasını mı yoksa evcil hayvanlarla mı? Neden?


Hayvanları severim ama ancak dokunamıyorum pek, bu yüzden karşıdan sevebiliyorum sadece, biraz korkuyorum sanırım. Bir kitap delisi olarak da tabii ki cevabım etrafımın kitaplarla çevrili olmasından yana.

3. Hangisini tercih edersin? Büyük ellere sahip olmayı mı yoksa büyük ayaklar mı? Neden?


Aslında ikisini de istemem ama madem bir tercih etmem gerekiyor ayak diyelim 🙈 Belki ayak ağrılarım azalırdı.

4. Hangisini tercih edersin? Geriye kalan hayatının tamamında çay içmeyi mi yoksa kahve içmeyi mi? Neden?


Bir çay tiryakisi olarak cevabım tabii ki çay 💜

5. Hangisini tercih edersin? Pilav üstü kuru mu yoksa köfte patates mi? Neden?

En sevdiğim yemek patates - köfte olduğuna göreee ;)

6. Hangisini tercih edersin? Sınırsız döner mi yoksa sınırsız kokoreç mi? Neden?


Kokoreçi küçükken yermişim, annem öyle diyor. Ama büyüyünce ağzıma koymadım. Yine de kokusu çok hoşuma gidiyor. Ama tabii ki tercihim dönerden yana.

7. Hangisini tercih edersin? Ölüm saatini bilmeyi mi yoksa nasıl öleceğini bilmeyi mi? Neden?

Bu çok zor bir soru olmuş. Aslında ikisini de istemem. 

8. Hangisini tercih edersin 500 yıl gelecekte yaşamayı mı yoksa 500 yıl geçmişte yaşamayı mı? Neden?


500 yıl gelecekte yaşamayı isterdim.

9. Hangisini tercih edersin? Her yıl yenilenen tek seferlik uluslararası bir uçuş bileti mi yoksa yurt içinde geçerli sınırsız uçak bileti mi? Neden?

Hayali dünyayı dolaşmak olan biri olarak her yıl yenilenen tek seferlik uluslararası bir uçuş bileti isterdim tabii ki de! 

10. Hangisini tercih edersin? Daha çok dinlemeyi mi daha çok konuşmayı mı? Neden?

Her zaman daha çok dinleyen taraf olmuşumdur. Daha çok konuşmanın devamında boş konuşmayı getirdiğini düşünüyorum. Boş konuşmalara da katlanamayan biriyim. Ben dinleyen ve insanları gözlemleyen taraf olarak mutluyum.

Bu mimi yapmayan kaldı mı bilmiyorum ama hala yapmayan varsa beğenip hoşuna giden herkes yapsın! 💗

Cumartesi, Şubat 09, 2019

En Güzel Müzikler 6

Şubat 09, 2019 18 Comments
Yepyeni müzik listemle karşınızdayım. :) Bazen müzik dinlemeye sebepsizce ve bilinçsizce ara veriyorum. Farkında olmuyorum genelde bu durumun. Sonra bir bakıyorum ki uzun süre müzik dinlememişim. İşte o an, müziği açtığım an ilaç gibi geliyor ruhuma. Sonuçta ne demişler, müzik ruhun gıdası, hem de nasıl!

Ben burada sevdiğim müzikleri paylaşırken aslında bir yandan da özellikle kimsenin pek duymadığı parçaları seçmeye özen gösteriyorum. Çünkü zaten bilinen şeyleri neden paylaşayım. Bazen yorumlar geliyor, hiçbirini daha önce duymadım, şeklinde. Benim amacım da zaten bu :) İstiyorum ki benim vesilem ile güzel müziklerle tanışmış olun. Çünkü ben bir blogta bana keyif verecek iyi bir müzik ile karşılaşınca aşırı mutlu oluyorum. Hatta bu listelerimin altına sizler de müzik tavsiyesinde bulunabilirsiniz, çok sevinirim :)

Ben önceki listeleri sizlere dinleme kolaylığı sağlaması açısından her şarkıya ayrı link vererek paylaşmıştım. Fakat bu sefer başka bir güzellik yaparak youtube'tan bir çalma listesi şeklinde paylaşacağım. Onun linkini de en altta bulabilirsiniz. Keyifli dinlemeler :)

  1. Cyndi Lauper - Girls Just Want To Have Fun
  2. Dry The River - New Ceremony
  3. Duran Duran - Out of My Mind
  4. Imany feat. Filatov & Karas - Don't Be So Shy
  5. Lisa Ekdahl - Vem Vet
  6. Lisa Hannigan - Ocean And A Rock
  7. Mehmet Erdem - Gülmek İçin Yaratılmış
  8. Ólöf Arnalds - Ég Umvef Hjarta Mitt
  9. Röyksopp - What Else Is There
  10. Sesler ve Düşler - Yağmur Kaçağı
  11. The Moody Blues - Nights In White Satin
  12. Yodelice - Insanity
  13. Cihan Mürtezaoğlu - Bitsin Bu Delilik
  14. Cihan Mürtezaoğlu - Sarı Söz
  15. Cihan Mürtezaoğlu - Deli
  16. Cihan Mürtezaoğlu - Yaka Paça
  17. Ceylan Ertem - Uçurtma ft. Cihan Murtezaoglu
  18. Michael Kiwanuka - Love & Hate
  19. Pinhani - Beni Sen İnandır
  20. Pinhani - Sırası Değil
  21. Shocking Blue  - Send Me A Postcard
  22. Shocking Blue - Beggin'
  23. The Black Heart Procession - It's a crime I never told you about the diamonds in your eyes
  24. Yüksek Sadakat - Kafile
  25. Yüksek Sadakat - Aklımın İplerini Saldım

⤖ Youtube'ta çalma listesi olarak dinlemek için buyrunuz; tık tık ;)

Cuma, Şubat 08, 2019

The Protector / Hakan Muhafız

Şubat 08, 2019 13 Comments

Hakan: Muhafız, ilk Türk Netflix yapımı dramatik, fantastik, aksiyon ve bilimkurgu türündeki süper kahraman dizisidir. Günümüz İstanbulu'nda yaşayan ve kadim bir gizli birlikle olan bağını keşfeden genç bir adam, şehri ölümsüz bir düşmandan kurtarmak için maceraya atılır. Başrolde Çağatay Ulusoy oynuyor. Dizi genellikle tarihi yarımadada geçiyor, özellikle de Ayasofya'da. Bu yönüyle çok etkilendiğim bir dizi oldu. Hep bahsedilir Ayasofya, Yerebatan Sarnıcı vs gizemlerinden... Benim de her zaman ilgimi çekmiştir böyle konular. Dizide tabii ki kahramanlığın yanında olmazsa olmaz "aşk" da var.

Netflix tüm dünya tarafından izlenen bir platform olduğu için ülkemizi tanıtmak adına gayet güzel düşünülmüş bir dizi olmuş bence. Dediğim gibi sahneler çoğunlukla İstanbul'da Ayasofya, Topkapı Sarayı, Kapalıçarşı gibi mekanlarda geçiyor.

Ben beğendim. Tabii yabancı dizilerle karşılaştırırsak -ki çoğu sitelerde o şekilde yorumlanmış- eksiklikleri olabilir. Ama bence başlangıç için ve ülkemizi bir nebze de olsa dünyaya tanıtmak için gayet iyiydi. Tavsiye ederim, izlemiş olanların da yorumlarını merak ediyorum :)

Çarşamba, Şubat 06, 2019

Kendi Kendime - Mim

Şubat 06, 2019 16 Comments
Kafa Dergi'nin çok önceden başlatmış olduğu bu güzel mimi geçtiğimiz günlerde birkaç blogta görünce mimlenmemiş olsam da yapmak istedim. Çünkü çok eğlenceli sorular var. Öyleyse başlayalım :)

Bilgisayarının masaüstündeki görüntü ne?

Sabahattin Ali ❤️

Bir kafeye girdiğinde genellikle ne siparişi verirsin?

Tabii ki bir çay tiryakisi olarak ÇAY BANA! :D

Google'da aradığın en son şey ne?

En son bir şarkı aradım.

Mesajlaştığın ya da konuştuğun son insan kim?

Annem :)

Tiyatroya en son ne zaman gittin?

Tiyatroya en son bir yıl önce gittim (maalesef) Gittiğim son iki oyun da Haluk Bilginer'in sahip olduğu Kadıköy/Moda'daki "Oyun Atölyesi"ndeydi. Haluk Bilginer'in ile Esra Bezen Bilgin'in oynadığı "Pencere" ve Salih Bademci ile Ayça Bingöl'ün oynadığı "Hansel ve Gretel'in Öteki Hikayesi" oyunlarını izleme şansı bulmuştum. Ve hayran kalmıştım :)

Sinemaya en son ne zaman gittin?

Sinemaya da en son Müslüm'ü izlemeye gitmiştim.

Hangi diziyi herkes izlemeli? 

Bu soruya bir değil birkaç cevap vereceğim :)
1. Leyla ile Mecnun
2. Behzat Ç.
3. Game of Thrones

En son ne tür bir müzik dinledin?

Bana ferahlık sağlayan bir müzik dinledim. Bilin bakalım ne? :) Brazzaville tabii ki :)

Seni en çok ne çıldırtır?

Anlayışsızlık ve bir insanın ben konuşurken beni dinlememesi.

Ne zaman uyanırsın?

Genelde geç uyanırım ama iş güç nedeniyle 7.30 civarı uyanmak zorundayım.

Yıl içindeki en favori günün hangisi?

Tabii ki doğum günüm :D Normalde de bahar günlerini hep daha çok sevmişimdir. Doğum günüm de güzel bir bahar gününe denk geldiği için bence 11 Mayıs harika bir gün :)

İnternetteki ilk adın neydi?

Uuu çok eski... Hatırlayamıyorum ki. Beni sadece Sakura ile hatırlayın :)

Favori emojin hangisi?

Tabii ki cherry blossom 🌸

Birini seç: Kedi mi köpek mi?

İkisini de karşıdan severim aslında ama dokunamam :)

Kuzey mi güney mi?

Sıcak seven biri olarak güney demek istiyorum yaz, deniz, kum, güneş... fakat diğer yandan da kuzey ışıklarında aklım kalıyor...

İstanbul'la ilgili sevmediğin bir şey?

İstanbul'da sevmediğim şey tabii ki mesafeler ve trafik.

İstanbul'da en çok sevdiğin üç semt?

Kadıköy (Moda tarafları kalp ben)
Fener - Balat
Çengelköy

Kafanda genel olarak ne olur?

Kafamda genel olarak hep yapacaklarım olur.

Komedi mi dram mı?

Komediyi tercih ederim. Hepimizin gülmeye ihtiyacı var.

Çay mı kahve mi?

Bunu söylemiştim sanırım: çay :)

Bu soruları cevaplamadan önce ne yapıyordun?

Dizi izliyordum :)

Bu soruları cevapladıktan sonra ne yapacaksın?

Uyuyacağım :)

Son olarak: Bir sırrını paylaş.

Paylaşırsam sır olmaktan çıkar :)

➳ Ben de birpembeseversessizkaldımYıldız ve bu mimi görüp yapmak isteyen herkesi mimliyorum :)

Brazzaville sen ne güzel şeysin!

Şubat 06, 2019 8 Comments
Müzik listelerim artık klasik oldu diyebiliriz her ne kadar biraz ara vermiş olsam da. Aslında sizleri sıkmak istemedim :) Müzik benim hayatımda çok ayrı bir yere sahip. Küçüklüğümden beri de hep bir enstrüman çalmak istemişimdir fakat bir türlü kısmet olmadı. Azıcık ucundan gitar öğrenmeye çalışmışlığım yok değil ama :) Bir enstrüman çalamasam da iyi bir müzik dinleyicisi olduğumu düşünüyorum. Elimden geldiğince de iyi müzikleri paylaşmaya çalışıyorum. Bu sefer bir listeden ziyade bir gruptan bahsedeceğim: Brazzaville! Bir grubun tüm şarkıları mı iyi olur! Bu grup ile tanışmam çok önceleri “Motel Room” şarkıları ile olmuştu fakat niyeyse diğer şarkılarını pek araştırmamıştım. Son zamanlarda diğer şarkılarını da dinleyince müptelası oldum diyebilirim. Özellikle kafam dalgın olduğunda çok rahatlatıcı bir etkisi oluyor bende, bilmem sizde ne hissi uyandırır :) Bazen neşeli bazen duygusal bazen de enerjik şarkılar dinlemek isteriz ya bu grubun şarkıları sanki tüm zamanlara uyuyor. Ben çok seviyorum, sizler de dinleyin, belki seversiniz :)



Salı, Şubat 05, 2019

İyi ki Mektup Arkadaşlığı Var :)

Şubat 05, 2019 18 Comments
Blogumda mektup arkadaşlığından sürekli bahsediyorum. Hatta nedir ne değildir bilinmeyenleri açıklamak adına bir yazı da yazmıştım bu konu ile ilgili. Buradan ulaşabilirsiniz. Epey de yorum gelmişti, hem yazımın hem de mektuplaşmanın böyle ilgi görmesi beni çok mutlu etmişti.

Mektup yazmak, hazırlamak, süslemek, içine küçük hediyeler eklemek beni inanılmaz motive eden şeyler. Küçüklüğümden gelen bir kırtasiye tutkum olması dolayısıyla böyle şeylerle uğraşmaktan çok zevk alıyorum. Ardından bir de bu hobimin karşılığını alınca havalara uçuyorum. Tabii ki karşılığı, benim gönderdiklerime cevaben gelen mektuplar oluyor. O mektupların gelmesini beklemek, postacının yolunu gözlemek zaten ayrı bir heyecan.

İşte böylesine severek yaptığım şeyleri burada paylaşmak da hoşuma gidiyor. Hem de belki birilerine fikir olur :) Bu sefer kendi hazırladığım ve gönderdiğim mektuplarımı paylaşıyorum. Tabii ki bunların hepsini bir anda hazırlayıp göndermedim. Ama gönderdiğim an paylaşamadığım için şimdi hepsini toplu olarak paylaşıyorum. Hatta yarısı sahibine ulaştı bile! :) Yorumlarınızı bekliyorum :)

Endonezya'ya uçtu :)
Amerika/Maryland'e uçtu :)
Amerika/Kaliforniya'ya uçtu :)
Japonya'ya uçtu :)
Almanya'ya uçtu :)
Kanada'ya uçtu :)
İsveç'e uçtu :)
Finlandiya'ya uçtu :)
İtalya'ya uçtu :)
Fransa'ya uçtu :)
İspanya'ya uçtu :)
Avustralya'ya uçtu :)

Hollanda'ya uçtu :)
Brezilya'ya uçtu :)
Sevgili Tuğçe'ye ve Konya'daki mektup arkadaşım Nazlı'ya :)

Pazartesi, Şubat 04, 2019

La casa de papel

Şubat 04, 2019 10 Comments

La casa de papel dizisini izlemekte biraz geç kaldığımı kabul ediyorum. Ve böyle efsane bir diziyi neden ve nasıl izlemem diye de kendime kızmadım değil. Tabii birden çok popüler olması ve dizinin adının herkesin ağzında olması belki biraz tepki göstermiş olabilirim. Hep öyle olur ya çok popüler şeyler itici gelir insana. Aslında benim için çok da önemli değil böyle şeyler, fırsat bulamadım herhalde diyelim. La casa de papel, Álex Pina tarafından İspanya'daki Antena 3 kanalı için yaratılan bir soygun dizisi. Profesör olarak adlandırılan bir suç dehası, tarihin en büyük soygununu yapmayı planlar. Amacı İspanya Kraliyet Darphanesine girmektir. Bunun için de işlerinde uzman olan 8 suçludan oluşan bir ekip kurar. Ekip, 5 aylık bir eğitim sürecinden geçer ve bu sürede her ihtimali hesaba katarak soygunu kusursuz bir hale getirirler. Artık her şey hazırdır. 8 kişi, rehineleri de yanlarına alarak kendilerini İspanya Kraliyet Darphanesine kitler fakat hiç hesaba katmadıkları olaylar gerçekleşir. Ben diziyi Netflix'ten izledim. İlk kısım 13, ikinci kısım 9 bölümden oluşuyor. Aslında ikinci kısmın son bölümünde bir final havası var. Gayet de iyi bir final hem de. ama üçüncü sezon de gelecekmiş. Tabii ki çok sevindim. Hatta 3. sezonda Nesrin Cavadzade'nin de "İstanbul" karakteriyle dizide oynayacağı söyleniyor. Çok heyecanlı.

Ben diziyi izlerken inanılmaz zevk aldım. Dediğim gibi önceden izlemediğim için pişman oldum. Hiçbir sahnesinde bir an bile sıkılmadım. Diziye heyecan, gerilim biraz eğlence hatta biraz da aşk hakim. Bu arada dizi Imdb'den 8,6 almış. İzlemeyenlere kesinlikle tavsiye ederim. İzleyenlerin de yorumlarını bekliyorum :)

Pazartesi, Ocak 28, 2019

Bird Box - Bir Netflix Filmi

Ocak 28, 2019 18 Comments

Bird Box, bir Netflix filmi ve bir gerilim romanından uyarlanmış. İlk olarak başka bir video izlerken reklamı çıktığında haberim olmuştu bu filmden. Etkileyici bir fragmanı vardı ve merak uyandırıyordu. Açıkçası izleyince fragmandaki o hissi pek yakalayamadım. Ama kötü bir film mi? Hayır değil. Ben genelde bir şeyi okuduktan veya izledikten sonra internetteki ilgili yorumları okurum. Ve bu filmle ilgili bir yorumu okuduğumda resmen aydınlandığımı hissettim. Çünkü filmde bazı açıklanmayan, sonu belli olmayan olaylar var. Böyle olunca da insanda eksik kalmış hissi uyanıyor. Fakat dediğim gibi okuduğum yorumdaki o bakış açısıyla filmi tekrardan bir düşününce filme hayran kaldım diyebilirim. 

Film ile ilgili çok detaya girmek istemiyorum spoiler vermemek adına, fakat genel hatlarıyla söz etmek gerekirse şöyle ki; film, gizemli bir güç tarafından zihinleri ele geçirilen insanların bir anda intihara meyletmesini konu alıyor. Bu güç, görme eylemi aracılığıyla bireylerin zihnini ele geçiriyor. Bu yüzden güvenli bir alanda olmadıkça hiçbir şekilde görmemek, bakmamak sağ kalabilmek için gerekli olan en mühim önlem. Yani özet olarak filmde, kahramanların sağ salim güvenli bir yere ulaşma çabaları ve bu yolda yaşadıkları zorluklar anlatılıyor.


Film kimilerince iyi bulunmuş, kimilerince ise beğenilmemiş. Ama ben yüzeysel bir film olmadığını düşünüyorum. Hatta epey derin anlamlar barındırıyor bence. Ne gibi? (Dikkat spoiler!) Biz diziyi sadece kadının gözünden izliyoruz. Yani onun yaşadığı kadarını gösteriyorlar bize. Evdekilerden iki kişinin garajdaki arabayı alıp kaçtıktan sonraki akıbetlerini bu yüzen bilmiyoruz mesela. Ya da o kara dumanımsı "şey"in ne olduğu, nereden geldiği tam olarak açıklanmıyor evet. O şeyin, yapması zevk veren ama aslında ayıp ya da günah olan şeyleri temsil ettiği söyleniyor. Hatta bu karartıyı görenler hep "siz de görmelisiniz" "bu güzelliği herkes görmeli" gibi cümleler kullanıyorlardı. Bu şeye bakanların da sonu kötü oluyor bu yüzden. Fakat bu şeye bakmadan, ileride güvenli bir yer olduğuna inanarak yoluna devam edenler, filmin sonunda da olduğu gibi güvenli alana ulaşıyorlar. Bunu da günahlara bulaşmadan hayatına inançlı bir şekilde devam edenlerin sonunda cennete gideceğini benzetebiliriz. Tabii ki bu sadece bir tahmin. Ama bu yönden düşününce hem mantıklı geliyor hem de film sahiden iyiymiş dedirtiyor insana. Ama yine de soru işaretleri kalıyor insanın aklında, örneğin;  o çocuklar 5 yıl boyunca nasıl yaşadılar ya da görmeden yaşamayı çok iyi öğrenmiş, ustalaşmış olmaları gerekirdi fakat öyle bir halleri yok gibiydi, gibi...

Ben beğendim. İzlemeyenlere tavsiye ederim. Keyifli seyirler :)

Pazar, Ocak 27, 2019

Olağanüstü Bir Gece - Stefan Zweig

Ocak 27, 2019 12 Comments

Stefan Zweig'in okuduğum ilk kitabıydı "Olağanüstü Bir Gece". Son zamanlarda Stefan Zweig'in epey popüler olmasından mıdır bilmem ama kitabı okumadan önce büyük bir beklenti içindeydim. Ama kitabı okuyunca biraz hayal kırıklığı yaşamadım desem yalan olur. Kitabın giriş bölümünde de açıklandığı gibi, kitap Stefan Zweig kaleminden çıkmış bir öykü değil aslında. Hikaye Baron Friedrich Michael von R.'nin yazı masasında mühürlenmiş olarak bulunuyor, ailesi okuduktan sonra edebi bir çalışma olduğunu düşünüp Zweig'e incelemesi için veriyorlar, Zweig ise bu öyküyü okuduktan sonra bu yazının tamamen, tüm ayrıntılarına kadar şahsın yaşamış olduğuna inanıyor ve bu etkileyici hikayeyi derleyip yayınlıyor.

"Olağanüstü Bir Gece, seçkin bir burjuva olarak rahat ve tasasız varoluşunu sürdürürken giderek duyarsızlaşan bir adamın hayatındaki dönüştürücü deneyimin hikâyesidir. Sıradan bir Pazar gününü at yarışlarında geçirirken, belki de ilk kez burjuva ahlakından saparak "suç" işler. Böylece yeniden "hissetmeye" başladığını, kötücül ve ateşli hazları olan gerçek bir insan olduğunu fark eder. İçindeki haz dolu esrime, aynı günün akşamında onu gece âleminin son atıklarının arasına, "hayatın en dibindeki lağımlara" sürükleyecek, varış noktası ise ruhani bir uyanış olacaktır."

Stefan Zweig'in diğer kitaplarını da okuyacağım, sırada Can Yayınları'ndan "Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Bir Kadının Hayatından 24 Saat" var bakalım... :)

Salı, Ocak 22, 2019

Fener - Balat Turumuz - Neler Yaptık?

Ocak 22, 2019 14 Comments

Balatİstanbul turu yapacakların en güzel rotasıdır diyebilirim. Balat sokaklarında İstanbul’u, İstanbul’un tarihini solumak kaçınılmaz. Sokaklarında gezerken kaybolabilir, şahane kafeler keşfedebilir, Balat sokaklarına has dokunun keyfini çıkarabilirsiniz. Cumbalı evler, merdivenli yokuşlar, daracık Arnavut kaldırımlı sokaklar, pencereden pencereye gerilen iplerdeki çamaşırlarla karşılar sizi Balat. Belki tam bir Balat turu yapmak isteyenler için bir gün yetmeyebilir. Birkaç güne bölmenizde fayda var. Ben kendi tecrübelerimden yola çıkarak neler yaptık nerelere gittik ne yedik sizlerle paylaşacağım.



Balat sokaklarını keşfederken bir sürü kendi özgü tarzlara sahip olan kafe ile karşılaştık. Bu kafelerde ister kahvaltı yapabilir ister çayınızı yudumlayabilirsiniz. Ya da alıveriş yapmak isterseniz yine Balat ruhuna uygun dükkanlardan alışveriş yapabilirsiniz. Bazen Açık Dükkan benim çok ilgimi çekti. Gerçekten de bazen açıkmış, çoğu zaman kapalıymış. Sokak aralarında birçok mezatçı bulunuyor. Eşimin epey ilgisini çekti, her gördüğümüz mezatçıya girdik. Çok iyi parçalar uygun fiyatlara satılıyordu. İnsanlar da epey ilgi gösteriyorlar.





Balat sokaklarının neredeyse tamamı cumbalı evlerden oluşuyor. Cumbalı evlerin arasında dolaşırken yokuşun tepesinde birdenbire kırmızı bir şato ile karşılaşıyoruz. Dar yokuşlu sokaklardan geçerek kapısına ulaşıyoruz ve bir de bakıyoruz ki bu kırmızı şato Fener Rum Lisesi‘ymiş. Gerçekten bakmaya doyamamıştık. Çok etkileyici bir görünümü vardı okulun, dediğim gibi tıpkı bir şatoyu andırıyordu, hatta bana Hogwarts'ı anımsatmadı diyemem :) Halk arasında buraya kırmızı mektep diyorlarmış. Ziyarete kapalı olduğu için maalesef içine giremedik. Ama bir gün içine de girmeyi çok istiyorum. İstanbul'daki en etkilendiğim yapı oldu diyebilirim.



Balat’ta bir çok kilise, patrikhane ve sinagog bulunuyor. Fener Rum Patrikhanesi ve Sveti Stefan Kilisesi (Demir Kilise ya da Bulgar Kilisesi) bunlardan bazıları. Arzu ederseniz buraları da ziyaret edebilirsiniz.



Karnınız acıktığında yemek yiyebileceğiniz birçok kendine has mekan var. Bizim tercihimiz Fener Köftecisi oldu. Eğer oturup soluklanmak isterseniz de çay kahve yudumlayıp tatlı yiyebileceğiniz Porto Fenari iyi bir seçim olabilir.



Benim gözümden kaçan varsa ya da tavsiye etmek istedikleriniz varsa lütfen yorum bırakmaktan çekinmeyin. Balat tekrar tekrar gitmek istediğim bir semt oldu benim için. Belki de bir sonraki gezimi tavsiyelerine kulak vererek gerçekleştiririm. Teşekkürler :)

Perşembe, Ocak 17, 2019

Tatil Başlıyor!

Ocak 17, 2019 16 Comments

Her ne kadar İstanbul'a bir iki gün kar yağmış ve tutmamış olsa da kış deyince aklımıza kar gelir. Ama ne yazık ki son birkaç senedir kar göremiyoruz. Birkaç günlüğüne kar tatili olsa hiç fena olmazdı :D

Büyük gün geldi ve yarın okulun ilk döneminin son günü! Çocuklar kadar şenim :) Karneler ve küçük hediyeler hazır, sahiplerine kavuşmayı bekliyor. Çalışmaya başladığımdan bu yana sanırım ilk defa iki haftalık tatil yapacağım. Çok yoruldum hem zihnen hem fiziken. Umarım bu tatil iyi gelir.  Ve tabii ki şimdiden planlar yapılmaya başlandı. Ama o planların ne kadarına uyulur ne kadarı havada kalır bilemem. Umuyorum ki yapmak istediklerimin hepsini yapabilirim.

Yine dönem dönem olduğu gibi yoğunluğumdan dolayı buraya çok vakit ayıramadım. Kendim yeni yazı paylaşamasam bile girip diğer blogları okumaya çaba gösteriyorum. Fakat okusam da yorum bırakamayabiliyorum her zaman... Sanırım çalışma hayatı ile bu blog işlerini dengede götüremiyorum bir türlü. Ama pes etmek yok, denemeye, çabalamaya devam! Çünkü burayı çok seviyorum!

İlerleyen günlerde yeni gezi yazıları ve müzik listeleri gelecek. Takipte kalın :)